Yükleniyor...

Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, ADF ve Macar Dış İlişkiler ve Dış Ticaret Enstitüsü panelinde konuştu

 

Türkiye'nin çok girişken ve aynı zamanda aktif bir diplomasi gerçekleştirmesi gerekiyor. Aynı zamanda bu diplomasinin insani de olması gerekiyor"

Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, çatışmaların ve savaşların yüzde 60'ının Türkiye'nin bulunduğu bölgede gerçekleştiğini belirterek, "(Türkiye'nin) Çok girişken ve aynı zamanda aktif bir diplomasi gerçekleştirmesi gerekiyor. Aynı zamanda bu diplomasinin insani de olması gerekiyor." dedi.

Çavuşoğlu, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) ve Macar Dış İlişkiler ve Dış Ticaret Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleştirilen panelde konuştu.

ADF'nin bu yıl 3.'sünün düzenleneceğini belirten Çavuşoğlu, "Şu an gerçekten belirsizlik çağında yaşıyoruz ve küreselleşmeyle ilgili sorunlar ortada, bölgeselciliğin de daha fazla ortaya çıktığını görüyoruz. Kovid-19 dönemi de aslında bölgeselciliğin çok önemli olduğunu gösterdi." dedi.

Çavuşoğlu, ülkelerin yakınındaki komşularından tedarik zinciri sağlamasının önemine işaret ederek, "Bazı alanlarda bölgeselcilik gerçekten önemli hale geldi. Ancak 'bölgesel sahipliğin' özellikle önemli olduğunu düşünmekteyim. Karşımızdaki tüm sorunları çözmek ve özellikle krizlerin ortaya çıkardığı fırsatlardan ortaklaşa şekilde yararlanabilmek açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Türkiye, Bosna ve Hırvatistan arasındaki üçlü mekanizma

Çavuşoğlu, bölgenin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıldığını, buna örnek olarak Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, İran ile üçlü ve dörtlü mekanizmaların kullanılmaya çalışıldığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kuzey koridorunun da bir alternatif olarak karşımızda olmayınca biz, Trans Kafkasya, Hazar ve Orta Koridor açmaya çalıştık. Türkiye-Azerbaycan, bu anlamda zaten merkezde bulunuyor. Umuyorum ki gelecekte Ermenistan da bize katılabilir biz projeleri gerçekleştirdiğimiz zaman. Bu Orta Koridor daha da önemli hale gelmeye başlayacak ve eğer Avrupa’nın bu kısmına ve Batı Balkanlara gelecek olursanız buradaki Türkiye, Bosna ve Hırvatistan arasındaki üçlü mekanizmanın ne kadar önemli olduğunu görebiliyoruz."

Çavuşoğlu, Türkiye, Bosna-Hersek ve Hırvatistan arasındaki mekanizmanın buradaki gerginliklerin dindirilmesinde çok yararlı ve altyapı projelerinin gerçekleştirilmesinde, güven tesisi tedbirlerinin alınması anlamında da ok yardımcı olduğunu kaydetti.

"Müzakere masasında sona ereceğini düşünüyoruz"

Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sonucunu öngörmenin zorluğuna işaret eden Çavuşoğlu, ancak ilk aylarda bunun daha kolay olduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"(Savaşın) Müzakere masasında sona ereceğini düşünüyoruz. Bizim samimi olarak inandığımız bu. Elbette biz bunu istiyoruz ama gerçekçi de olmamız lazım. Bunun da Ukrayna için adil bir barış olması lazım. Çünkü Ukrayna toprakları elbette işgal altında ama iki taraf tarafından kabul edilen bir barış olması lazım. Dikte edilen bir barış olmaması lazım çünkü, hiç kimse bunu kabul etmez. Ne Ukrayna ne de Rusya bunu kabul eder."

Savaşın en başından bu yana Türkiye'nin Ukrayna'yı ve toprak bütünlüğünü savunduğunu ve bunu dile getirdiklerini belirten Çavuşoğlu, "Her iki tarafla da iletişime geçmeye devam ettik. Bizim her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. O yüzden yaptırımlara katılmadık. Ancak elbette bu savaşı da reddettik. Montrö Sözleşmesi'ni tam anlamıyla uyguluyoruz. Hatta bu iletişim kanallarının ötesine de geçerek hem bir NATO üyesi olarak da Rusya'yla konuşmaya devam ettik." diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Karadeniz'de daha fazla çatışmanın çıkmaması ve savaş gemilerinin buradan geçmemesi için çabaları sürdürdüklerini vurgulayarak, şu an her şeyin daha karmaşık ve zor göründüğünü anlattı.

Çatışmaların ve savaşların yüzde 60'ı Türkiye'nin bulunduğu bölgede

Çavuşoğlu, çatışmaların ve savaşların yüzde 60'ının Türkiye'nin bulunduğu bölgede gerçekleştiğine dikkati çekerek, "(Türkiye'nin) Çok girişken ve aynı zamanda aktif bir diplomasi gerçekleştirmesi gerekiyor. Aynı zamanda bu diplomasinin insani de olması gerekiyor." dedi.

Afganistan'da olanları örnek gösteren Çavuşoğlu, tanınma olmaksızın Taliban'la iletişime geçmeye çalıştıklarını ancak kadınların ve kız çocukların eğitim ve sosyal yaşamdan tecrit edilmelerinin kabul edilebilir olmadığını, tepki verilmesinin zorunlu olduğunu ve Türkiye'nin de doğrudan tepki verdiğini aktardı.

Çavuşoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) içerisinde idari bir toplantının gerçekleşmesini istediklerinin altını çizerek, "Bizim, benim de Türkiye Dışişleri Bakanı olarak gerçekten burada aktif olmam gerekiyor. Bölgesel sahipliği de göz önüne almamız gerekiyor. Bölgemizde sadece savaşlar ve çatışmalar yok, donmuş çatışmalar da var. Hatta bu çatışmalarda çözümler donmuş durumda. Mesela Karabağ'da gördüklerimiz de bunun bir örneği. Güney Osetya'da aynı şeyi görebiliyoruz. Kıbrıs sorunu aynı şekilde bizim bölgemizde olan bir mesele. Suriye'deki durum, Libya'daki durum gerçekten şu an kırılgan. Yemen'deki sorunu çözme fırsatı bulamadık. Bu yüzden çok etkin olmamız gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

Şu anda Asya'nın yükseldiğini, Batı'dan Doğu'ya geçen ekonomik bir güç olduğunu belirten Çavuşoğlu, bu yüzden oraya da bütüncül şekilde bakılması, oradaki ülkelerle ve bölgesel işbirliği örgütleriyle yakın şekilde iletişime geçilmesi gerektiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, bölgeselciliğin coğrafi yakınlık gerektirmediğini hatırlatarak, "Mesela BRICS bunun örneklerinden biri. Bizim de içinde olduğumuz MIKTA örgütü var. Bu da gerçekten onun örneklerinden bir tanesi. Burada Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya olarak bulunuyoruz. Türkiye, tüm bu küresel meselelerde sesini çıkarıyor ve etkin şekilde konuşuyor." ifadesini kullandı.

Dünyayı daha adil bir hale getirmeye çalıştıklarının altını çizen Çavuşoğlu, bunun öncelikle ahlaki bir gereklilik ve sorumluluk olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin enerji alanında bir merkez ve transit ülke olarak rolünün savaştan sonra daha da hayati hale geleceğini sözlerine ekledi.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.